İçerik » Günlük Tadında » Hayatına Kısıtlama mı Gelecek?

Hayatına Kısıtlama mı Gelecek?

Eksiğiz. doğruyu yanlış yerde arayıp duruyoruz…

Öyle bir zamana doğru gidiyoruz ki, hani geçmişte yeni bir teknolojik aygıtla tanışınca, örneğin dokunmatik akıllı telefonlar gibi, hayretler içinde kalırdık. Çok değil birkaç yıl sonra işte bu hayretimizi geçmişten bir eşya gördüğümüzde yaşayacağız. Giderek yokedip giderek unutacağız. Belki “unutturulacağız” demeli ama nihayetinde, buna hazırsak, unutma eylemini gerçekleştirecek olan biziz. 

“Gerçek Tıp ‘Yitik Şifanın İzinde” kitabında Dr. Aidin Salih merhumenin dikkatimizi çekmek istediği de tam olarak buydu. 

Kitapta nanorobotların tek beyin komuta merkezinden yönetilebileceğini, hatta bilim-teknik yoluyla insanların dondurularak uyutulup yıllar sonra tekrar nanorobotlarca onarılıp diriltilebileceğini de yine kitabında söylüyordu.

Hatırla, geçtiğimiz yıllarda bunun canlı örneğini bir genç kızın kendi ülkesinde mahkeme kararıyla  dondurulması ile görmüştük

Gelecek için kafa yorup tahminler yürüten birçok bilim adamı var. Çalışmalar incelendiğinde bu, merhumenin söyledikleri ile birebir örtüşmekte. Keza halihazırda çekilen filmler de bunun hayalinin kurulduğunun bir kanıtı.

Yakın gelecekte insan – şu an bile bunu düşünmeye başladık – geçmişe daha çok özlem duyarak özüne dönmenin yollarını arayacak olabilir. Bu konuda kesin yargılarla konuşmak ne yazık ki kendi adıma şu an için mümkün görünmüyor. Ancak ortada olanı da yazmadan geçmek istemedim doğrusu. 

Nasıl?

Peki yukarıda da bahsini ettiğimiz unutkanlık bizi sarmış haldeyken, geçmişi ile ilgili bir kalıntıya dahi ulaşılamayacak olan insan, gelecekte özüne dönmeyi nasıl başaracak?

Bunun cevabını zaman gösterecek ve elbette araştırmalar da zamana yardımcı olacaktır. Şüphesiz her şeyin kudret sahibi olan Allah, her şeyden haberdardır.

Aslında gerçek şu ki, bizi bizden sömürmeye çalışan varlıkların patronu sayılabilecek olan şeytan (Allah’ın laneti onun üzerine olsun) ve sürekli tetikte bekleyen nefsimiz bizi yoldan çıkarmaya yetmekte. Bu durumda, yaşadığımız sürece, o her gedik açtığında kapamanın yollarını arayıp bulmalıyız. Bu şekilde Kur’an-ı Kerim ve Sünnet yolundan ayrılmadan geleceğin unutturucu etkisinden kurtulabilir, korunabiliriz İnşallah

Korunurken mücadele etmeli, sürekli üretmeliyiz, üreterek tüketmeliyiz ki hayatımızda boşluklar oluşmasın. Oluşamasın. Üreterek tüketmekten kastım, tüketim çağında bizden bir şeyler katmak, hayatımıza. Yaşadığımız şu dönem, bizi sadece tüketmeye, hazırcılığa itmekte. Yarın, hazır olanı da bulamayacak hale gelebiliriz. Boşa söylenmemiş olan sözümüz, “hazıra dağ dayanmaz” olduğundan üreterek tüketmemiz gerekmektedir. 

Küçük büyük ne kadar gücümüz yetiyorsa o kadar, kendi ata tohumlarımıza sahip olup onları topraklarımıza ekmeliyiz kanaatindeyim, naçizane. Sadece tohum değil, hayatımızın her alanında üretmeli, orijinal kalmalıyız. Tabi elimizdeki toprakları korumamız gerektiğinden bahsetmiyorum bile.

Gün geçtikçe bizi tek tipleştirmeye çalışan “görünmez görünen büyük yapılı sistem”  bize her taraftan saldırmakta ve bunu gayesine ulaşıncaya dek sürdürmektedir.

Toplum olarak her geçen gün bireyselleşmeye başlamış olmamızın sebebi tanınmayan maddelerle dolu hazır gıdalar, ilaçlar ve birçok alanda üretilen ürünler olarak görünüyor.

Daha çok hareket, daha çok temiz hava ve daha iyi yaşam şartları bizim elimizde. Evet yaşam şartlarımızı iyileştirirken imkanları zorlamaktan bahsediyorum. Evet, kredi borçlarıyla çepeçevre sarılmışken bunu başarmak hayli zor, biliyorum. Fakat küçük adımlarla başlayacağımız kendi üretimlerimiz yarın tahmini çok da zor olmayan büyüklükte besinimizi karşılamaya yeter, belki artar da. Burada önemli olan şey, gaye!

Kaygı gelecek olunca ve yüklü miktarda da borç varsa elbette görünmez kelepçeler varlığını sürekli hissettirecektir. Olsun.

Gerçek şu ki, bu bir mücadele. En büyüğü de nefsimizle olanı. O yüzden içerde ve dışarda düşmanımız var. Bunu başarabilmek için içimizdekini dizginleyebilmek, arzularımızdan ziyade ihtiyaçlarımıza göre hareket etmekle işe başlamalıyız diye düşünüyorum.

Sonra da sabır silahımızı sahaya sürmemiz gerekiyor.

 

Biliyorum, önce kendimden başlamam gerekiyor…

Etiketler:

“Hayatına Kısıtlama mı Gelecek?” hakkında 4 yorum

  1. Televizyona baktığımda ya hu böyle insanlar var mı gerçekten toplumumuzda, diyorum ama malesef ki var. Onlar gerçek biz hayal olmuşuz sanki. Hala eskilerde yaşama özlemindeyiz. Eski derken çocukluğumu kastetmiyorum. Zira o zamanlar daha kötüydü.

    Var ehli sünnet üzere yaşamaya çalışan bir avuç insan. Ama ya genelimiz? İnançlarımızdan, kültürümüzden o kadar uzağız ki. Kimseye bir şey de diyemiyoruz. Öylece kabuğumuzda yaşıyoruz işte.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir